Ana Sayfam Yap!Sık Kullanılanlara Ekle!Haber14 Dizin


Bugün:

 
 
Toplam Ziyaretçi:8601

Arama Yap:  

 

   Ziyaretçi Defteri - Oku  

 

Görüş Ekle


 VELİce

E-Mail 

15 Şubat 2009

HANİ DİYORUM ŞÖYLE BİR BELEDİYE BAŞKANI GELSE VATANDAŞLA PEK İLGİSİ KALMAMIŞ KURUMLARI BİRAZCIK ŞEHİR DIŞINA ÇEKİVERSE FENAMI OLUR MESELA DSİ MESELA ORMAN İŞLETMESİ VE YAN KOLLARI MESELA METEOROLOJİ GİBİ. YILLAR ÖNCE ŞEHİR NÜFUSU AZKEN YERLEŞTİRİLMİŞ FAKAT ŞEHRİN İÇİNDE KALMIŞ KURUMLAR BULUNDUKLARI BÖLGELERİ ADETA ÖLDÜRMEKTE EKONOMİYLE DE BİR ALAKALARI OLMAMAKLA BİRLİKTE ALT VE ÜST CADDE ESNAFINADA ZARARLARI DOKUNMAKTADIR ZİRA KAMUYA AİT YERLER YİNE KAMU ADINA VATANDAŞIN VE ESNAFIN YARARINA YENİDEN DÜZENLENEBİLİR VE ŞEHRİN BİRAZ DAHA NEFES ALMASINA KATKIDA BULUNUR İNANCINDAYIM ÖRNEK VERİRSEK TABAKLAR MAHALLESİ CUMHURİYET CADDESİNİN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜ KAMU ARAZİSİ OLDUĞUNDAN SÜMER MAHALLESİ YILLARDIR KALKINAMAMIŞTIR ZİRA CADDENİN BİR TARAFI BOYDAN BOYA LOJMAN BİR TARAFI BOYDAN BOYA OKULLARA CEPHELİ BİR ÜST CADDESİDE HATTAT EMİN BARIN CADDESİ DE FARKLI DEĞİL ENDÜSTÜRİ MELEK LİSESİ VE LOJMANLAR O CADDENİNDE BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜ ISSIZLAŞTIRMIŞTIR TABİKİ KURUMLAR BİZİM KURUMLARIMIZDIR ONLARA KARŞI OLDUĞUMUZ İZLENİMİ ÇIKMASIN AMA BİR TEK İZZET BAYSAL CADDESİ KALIYOR ELDE ORADADA KİRALAR ÇOK YÜKSEK OLDUĞUNDAN ESNAFIMIZ MÜŞKÜL DURUMDA KALIYOR DOLAYISIYLA BİZ VATANDAŞA YANSIYOR BEN ESNAF DEĞİLİM VATANDAŞ OLARAK DÜŞÜNCELERİMİ DİLE GETİRDİM YILLAR ÖNCE BİR DAİRE MÜDÜRÜ AHBABIM KURUMLARIN ÇEŞİTLİ YERLERE SERPİŞTİRİLMESİ İLE ŞEHRİN DİĞER BÖLGELERİNEDE CANLILIK GETİRİLEBİLECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİ ŞİMDİ KENDİSİNİ DAHA İYİ ANLADIĞIMI BURADAN SÖYLEMEDEN GEÇEMEYECEĞİM DEĞERLİ MESAJ DEFTERİ OKUYUCULARI HERKESE SAAGILARIMI SUNUYORUM..  


 Sedat

E-Mail 

10 Şubat 2009

Önemli konularda açıklamalarda bulunan Dr.Meltem Çağlar, anlaşılıyor ki, uzun zamanını alacak yorucu bir çalışma yapmış.Ellerinize sağlık Meltem Hanım teşekkürler.Ülkemizin, sizin gibi sorumluluk sahibi ve çalışkan insanlara ihtiyacı var.Ama işin garip bir tarafı da var ki, ülkemiz insanının sizin gibi çalışkan ve özverili insanlara ihtiyacı yok...Hiçbir şeyin sizi yıldırmaması dileği ile sağlıcakla kalın.  


 Dr.MeltemÇAĞLAR

E-Mail 

06 Şubat 2009

UZUN VE HUZURLU YAŞAMANIN SIRRI; HAREKETLİ YAŞAM VE DENGELİ BESLENME!
Fiziksel aktivitenin sağlık için önemi yeterince anlaşılamamıştır. Toplumda obezite, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz gibi kronik hastalıkların görülme sıklığıda bu nedenle artmaktadır.
Fiziksel aktivite ile “spor” kelimesi eşanlamlı olarak algılanmaktadır.
FİZİKSEL AKTİVİTE
Günlük yaşam içinde kas ve eklemlerin kullanılarak enerji harcaması ile gerçekleşen, kalp ve solunum hızını artıran ve farklı şiddetlerde yorgunlukla sonuçlanan aktiviteler olarak tanımlanmaktadır.
SPOR
Aktivitelerinin yanısıra egzersiz, oyun ve gün içinde yapılan çeşitli aktiviteler de fiziksel aktivite olarak kabul edilmektedir.
Düzenli fiziksel aktivite=
• çocukların ve gençlerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesinde,
• istenmeyen kötü alışkanlıklardan kurtulmada,
• sosyalleşmede,
• yetişkinlerin çeşitli kronik hastalıklardan korunmasında veya bu hastalıkların tedavisinde veya tedavinin desteklenmesinde,
• yaşlıların aktif bir yaşlılık dönemi geçirmelerinin sağlanmasında bir başka deyişle tüm hayat boyunca yaşam kalitesinin artırılmasında önemli farklar yaratabilmektedir.
FİZİKSEL AKTİVİTENİN SAĞLIĞA FAYDALARI
• Erken ölüm riskini azaltır.
• Kalp rahatsızlığından erken ölüm riskini azaltır.
• Diyabetin gelişmesi riskini azaltır.
• Kan basıncının yükselmesi riskini azaltır.
• Kolon kanseri olma riskini azaltır.
• Yüksek olan kan basıncını azaltır.
• Depresyon ve anksiyeteyi azaltır.
• Kilo kontrolüne yardımcı olur.
• Sağlıklı kemik, kas ve eklem yapısının oluşturulması ve devam ettirilmesini sağlar.
• Güçlü ve çevik yaşlanmayı sağlayarak yaşlıların düşmeden, rahatça hareket etmesini sağlar.
AİLELERE SAĞLIKLI BESLENME VE AKTİVİTE İLE İLGİLİ DAVRANIŞ ÖNERİLERİ
- Bir ebeveyn olarak yemeklerde ailece bir araya gelinmesi sağlanmalı
-Çocuğun her sabah kahvaltı yapması sağlanmalı
-Çocuğun iştahına saygı gösterilmesi sağlanmalı
-Çocuğun yemek planına katılmasını sağlanmalı
-Çocuğa yemek seçme özgürlüğü tanınmalı
-Çocuğunuz 3 ana 2 ara öğün tüketmesi sağlanmalı
-Yemeklerde çocuk ekzersiz ve dengeli beslenme konularında bilgilendirilmeli ve çocuğa broşür, kitap alınmalı
-Yemek yerken iyi bir örnek oluşturulmalı
-Çocuğun yemekle ödüllendirme ve cezalandırmadan kaçınılmalı
-Yemek yerken televizyonu kapatılmalı
-Ebeveynlerin örnek olmak açısından televizyon seyredilmesi 2 saatle sınırlandırılmalı
-Ebeveynlerin çocuklarını aktiviteye cesaretlendirmesi sağlanmalı
-Ebeveynlerin aktivite yapması sağlanmalıdır.
BESİN SEÇİMİ KONUSUNDA AİLELERE ÖNERİLER
• Gençler, evde hazırlanan çiğ sebze, salata, yoğurt, sütlü tatlıları tercih etmelidirler. Fast food restoranlara arada bir gidilecekse; sağlıklı menü seçimlerine (örneğin; hamburger beraberinde ayran, salata veya meyve suyu iyi bir seçimdir) yönlendirilmelidir.
Gençler üzerinde yapılan bir çalışmada, yetersiz sebze ve meyve tüketimi ile zayıf aile iletişimi, aşırı televizyon seyretme, bilgisayar kullanımı ve düşük beslenme bilgisi arasında önemli ilişki olduğu saptanmıştır. • Gençler dışarıda yüksek yağlı yiyecek tüketmiş ise, evde az yağlı yiyecekleri tercih etmelidirler.
• Yiyecek alışverişi, menü planlama, yemek hazırlama ve pişirme konularında gençlerden yardım istenebilir.
• Ev dışında yedikleri yiyeceklerin seçimi için öneri getirilebilir. Bu yolla kilo kontrolü yolu da öğretilmiş olur.
• Sağlıklı yaşam tarzı için düzenli egzersiz, düşük yağlı yiyecek, sebze meyve tüketimini artırma, sigara içmeme, alkol kullanmama konularında çocuklarınızı bilinçlendirebilirsiniz. Bunun için de sizin iyi örnek olmanız gerekmektedir.
• Eğer çocuğunuzun kilo sorunu varsa onu eleştirmeden, yaşam tarzını değiştirmesine yardımcı olmalı ve bir diyetisyenden yardım istemelisiniz. Bu denemede oluşabilecek duygusal sorunları iyi iletişim ile çözmeye çalışmalı, bunun abur cubur beslenmeye yol açmasına engel olmalısınız. Evinizde sağlıklı yiyecekler bulundurmaya özen göstermelisiniz.
• Genç kızlar çekici bir vücuda sahip olma güdüsüyle çoğu kez hatalı diyet yapmakta, bunun sonucunda yeme davranışı bozuklukları gelişebilmektedir. Erkekler ise egzersiz yapmaya, vücut geliştirmeye önem vermektedir. Bunun için de proteinden zengin beslenmeye çalışmaktadırlar. Oysa ki fazla protein tüketimi gerekli değildir.
• Çocuğunuzla birlikte fiziksel aktivitenizi artırmaya özen gösterin. Gençler sürekli arkadaşları ile vakit geçirmekte, ödev yapmakta, hatta saatlerce telefonla görüşmekte ve çok meşgul görünmektedirler. Ancak bu aktiviteler aktif yaşadıkları anlamına gelmemektedir.
• Gençler için aktivite kendini enerjik hissetme, güven, iyi bir görünüm, okul başarısı, yaşam boyu doğru bir alışkanlık kazanma, kronik hastalık risklerini azaltmak için önemlidir. Ancak bu yaş grubunda aktiviteyi azal¬tan en önemli nedenler; sınavlar, hazırlık kursları, TV, bilgisayar oyunlarına fazla ayrılan zamandır.
Gençlere 16 yaşa kadar haftada 3 veya daha fazla 20-25 dakika egzersiz önerilmekte, 16 yaş üzerindekilere 30 dakika/her gün egzersiz veya 3-5 kez, 30-60 dakika aerobik egzersiz önerilmektedir.
EGZERSİZ ÖNERİLERİ
1.Egzersiz yalnız kişinin kendisini iyi hissettiği zamanlarda yapılmalıdır.
2.Egzersiz, tercihen açken veya yemekten 2 saat sonra yapılmalıdır.
3.Yeterli sıvı alınmalı. Özellikle, yaşlı, şişman, diyabetik ve diüretik tedavi alanlar daha fazla sıvı alımına dikkat etmelidir.
4.Çok sıcak, çok nemli, aşırı güneşte egzersiz yapılmamalıdır.
5.Egzersize uygun elbise ve ayakkabı ile çıkılmalıdır.
6.Göğüste rahatsızlık, kol, boyun, sırt ağrısı, yanma, aşırı yorgunlukta doktora başvurmalıdır.
7.Nefes darlığı, kas iskelet, eklem ağrılarında egzersize devam edilmemelidir.
8.Egzersiz sonrası, kronik yorgunluk, uykusuzluk, bulantı, kas ve eklem ağrıları varsa egzersiz azaltılmalıdır.
9.Egzersize yavaş başlanmalı ve yavaş sonlandırılmalıdır..
HARCANAN FAZLA ENERJİ VEREN BESİN MİKTARINDA BESLENME SONUCU OLUŞAN OBESİTEYE BAĞLI SORUNLAR
• Çocukluk ve adolesan döneminde iskelet ve kardiovasküler sisteme ait veya psikolojik bir çok komplikasyon obeziteye bağlı gelişebilir.
• Obez olanların, toplumda ayrımcılığa uğradıkları, kendi güvenlerini ve zeka yeteneklerini geliştirmede ve sosyal olarak iletişim kurmada zorlandıkları belirlenir.
• Obez çocukların ergenliğin daha ileri yıllarında epifizleri daha önce kapandığı için boyları obez olmayan gruba göre daha kısa kalır. Obezlerin yağsız vücut kitlesi de artar ve obez olmayanlara göre daha erken menarş olurlar. Artan ağırlık iskelet sisteminde, tibianın eğrilmesine (Blount hastalığı) veya femur başı epifiz kaymasına neden olur.
• Kan basıncı artar, lipid düzeyi bozulur ve glukoz toleransı bozulur. Çocukların %60’ı 5 ile 10 yaş arasında bunlardan en az birine %20 sinden fazlası ise en az ikisine sahip olur.
• Karaciğer enzimlerinin yükselmesi obez çocukların %5-10 nun da görülür.
• Adolesan kızlarda polikistik over sendromu da sık görülen problemlerden biridir.
• diabetes mellitusa,
• hipertansiyona,
• inmeye,
• dislipidemiye,
• kardiyovasküler hastalıklara,
• safra kesesi hastalıklarına, • solunum sistemi problemlerine, • kansere,
• artrite,
• guta neden olabileceği bilinmektedir.
Gençlerde olumlu kalıcı davranış değişikliklerinin oluşturulabilmesi ve başarılı bir obezite tedavisi için ailenin, akrabaların, arkadaş çevresinin, okul çocuğu ise öğretmenlerin ve diğer sağlık personelinin işbirliği sağlanmalı, exersiz yapılabilecek ortamların artırılması ve gençlerle ailelelerinin bu tür yerlerde sosyalleşmesi sağlanarak yönlendirilmesi gerekmektedir.
Dr.Meltem ÇAĞLAR
Eğitim Şube Müdürü
Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şube Müdürü
İlkyardım Eğitim Merkezi Müdürü
İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ/BOLU  


 Dr.MeltemÇAĞLAR

E-Mail 

06 Şubat 2009

BOLU İLİ, 0-6 YAŞ ÇOCUĞUN PSİKOSOSYAL GELİŞİMİNİ DESTEKLEME PROGRAMI
SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Ruh Sağlığı Daire Başkanlığı Bolu İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda 0-6 Yaş Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme Programı Ocak 2009 tarihinden itibaren uygulamaya başlanmıştır. Program kapsamında Bolu Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Elemanları tarafından gerçekleştirilen Gebe Takip, Loğusa Takip, Bebek Takip Çalışmalarına Psikososyal Görüşme Formu eklenerek toplumun ruhsal sosyal takibi gerçekleştirilecektir. Baba Görüşme Formları aracılığıyla babalarda görüşme kapsamına alınmıştır. Sağlık personeli 08-Ekim-2008 ile 08-Ocak-2009 tarihleri arasında Sağlık Müdürlüğü Eğitim Merkezinde, Ruh Sağlığı Sosyal hastalıklar Şube Müdürlüğü ile Eğitim Şube Müdürlüğü Koordinasyonunda 12 Grup halinde 189 kişi olarak ( 81 Hekim, 99 Yardımcı Sağlık Personeli) Hizmet İçi Eğitimden geçirilmiştir. İlk defa Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme Projesi Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Ruh Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından 1994 yılında 9 ilde başlatılmıştır.Bu iller; Adana, Ankara, Bursa, Eskişehir, Erzurum, Malatya, Manisa, Tekirdağ ve Trabzon’ dur.Bakanlığımızca programın 2005 yılında ülke geneline yaygınlaştırılması planlanmıştır.2009 yılında İlimizde uygulamaya geçilmiştir.
ÇOCUĞUN PSİKOSOSYAL GELİŞİMİNİ DESTEKLEME PROGRAMI GEREKÇESİ
Dünya Sağlık Örgütü’ nün SAĞLIK tanımıdır; SAĞLIK= “Bedensel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik halidir.” Denilmektedir. Anne karnındaki dönem ve yaşamın ilk birkaç yılı insanın gelişimi açısından kritiktir. Bir yandan beden hızla büyümekte, bir yandan da beyin gelişmektedir.Bu dönemdeki beyin gelişimi ile insanın ruhsal, zihinsel ve bedensel sağlığının temelleri oluşur.
KİŞİLİĞİN TEMELLERİ YAŞAMIN İLK YILLARINDA OLUŞUR
Beyin; özellikle hızlı gelişim döneminde çevre koşulları etkisiyle; Duygularını kontrol etme becerisi, Sosyal ilişkiler kurma becerileri,Hayat boyu kullanacağı davranış kalıpları temelinin kazanılmasına açıktır.Antisosyal davranışlar ve suçlu kişilik yapısı da temellerini erken dönemdeki gelişim sorunlarından almaktadır.
ZİHİNSEL YETENEKLERİN TEMELİ DE YAŞAMIN İLK YILLARINDA ATILIR
Kişinin yaşam boyu kullanacağı öğrenme becerileri de (zihinsel yeteneklere ve dil yeteneği) , beynin bu hızlı gelişim döneminde gelişir. Şu anda bizlerin hangi durumda nasıl tepki vereceğimizin temelleri doğumdan kısa bir süre sonra atılmaya başlamakta, bu kritik dönem 5 yaşında sonlanmaktadır.Örneğin Görme, duyguların kontrolü, tepki kalıplarının oluşması, sembolik zihinsel yeteneklerin gelişimi ilk 5 yaşta sonlanmakta, yaşıtlarıyla sosyal ilişki yeteneği, dil gelişimi ve sayısal zihinsel yetenek gelişimi 7 yaşında sonlanmaktadır . Her türlü uyaran (ses, görüntü, dokunma vb.) ve çocuğun yaşadığı deneyimler (paylaşılan oyun, sevgi, şiddet vb.) sinir hücreleri arasındaki bağlantıları (sinaps) oluşturmaktadır.Zaman içinde tekrarlı uyarılan devreler (=sık deneyim) güçlenmekte, seyrek uyarılanlar (=seyrek deneyim) devre dışı kalmaktadır. Sevgi görerek büyüyen çocuk, dünyaya hayatı boyunca sevgiyle bakmakta, şiddet görerek büyüyen çocuk ise şiddetle bakmaktadır. Yaşamın ilk dönemlerindeki beyin gelişiminin, yetişkinlikteki genel sağlığı etkilediğini gösteren bir çok araştırma vardır. Beyindeki Hipotalamo-Hipofizer Sistem, kandaki hormon düzeylerini ve bu yolla bütün vücut sistemlerini etkilemektedir. Hipotalamo- hipofizer Sistemin gelişimi anne karnında ve doğumdan sonraki kısa bir süre içinde olur. HPA sistemi (Hipotalamus-Hipofiz-Adrenal Bezi Sistemi); beyine uyarımlar sonucu(=stres) beyin; Hipotalamustan Cortikotropin Releasing Hormon (CRH) salınımını, bu Hipofizden ACTH salınımını, bu da Adrenal korteksten kortikosteroid salınımını arttırmaktadır. Yaşanan stresler sonucu salgılanan Steroidler kanda uzun süre yüksek seviyelerde kalırsa;
• beyindeki nöronların farklılaşma sürecini olumsuz etkilenmekte,
• nöron kayıplarına yol açmaktadır.
Zamanla Hipotalamus-Hipofiz negatif feed back sisteminin çalışması olumsuz etkilenmektedir.. Bunun sonucu stres hormonu olan steroidler kanda hayat boyu yüksek düzeyde kalmakta; Bu etkilerle hem fetal hem de sonraki yaşamda kalıcı sorunlara yol açmaktadır.
Anne karnındaki ve hayatın ilk yıllarındaki koşulların,
Koroner kalp hastalığı
Yüksek tansiyon
İnsüline bağlı olmayan diabet
Düşük immün seviye
Obeziteye yol açtığı gösterilmiştir. (Phillip ve diğerleri,1998).
Erkeklerde yüksek plazma sterol seviyelerinin;
düşük doğum ağırlıklarıyla,
erken doğum aylarıyla ilişkili olduğu, bunun da yüksek tansiyon, plazma glükoz seviyesi ve insülin direnci ile ilişkisi gösterilmiştir. (Barker 1992, 1997, Phillip ve diğerleri 1998).
Yaşamın ilk yıllarında, olumsuz koşullarda büyüyen çocuklarda, davranışsal ve ruhsal sorunların görülme riskinin daha yüksek olduğu görülmüştür.
Örneğin:okul sisteminde antisosyal davranışlar,Üçte birinde ergenlik döneminde suç işleme gibi.
Yüksek düzeyde depresyonu ve ruhsal sorunları olan annelerin çocuklarında ;
Çocuklarına daha kaba, daha az destekleyici, daha az tutarlı davrandığı,
Çocuklarına uygun şekilde bakamadığı,
Anne-çocuk arasında daha fazla çatışma yaşandığı,
Çocuklarda daha sık sağlık problemleri ve kaza yaşandığı görülmüştür.
İzlemler neticesinde 12-22 haftalık gebenin yaşadığı anksiyete bozukluğuna bağlı olarak;
bu annelerin çocuklarında 8-9 yaşına geldiklerinde Dikkat eksikliği Hiperaktivite ve Anksiyete bozukluğu ortaya çıktığı görülmüştür.
İstismara uğrayan kadınların çocuklarında; (şiddet gören kadın)=
Beslenme yetersizliği
Çocukluk aşılarının yapılmaması
İshal olduklarında rehidratasyon tedavisi olmaması olasılığı çok daha fazladır.
Çocuk İstismara uğradıysa;travma sonrası çocukta stres bozukluğu oluşur.
Bu çocuklarda;
Beyin MR’ında beyin hacimlerinde küçülme olduğu, bunun istismar ne kadar erken başlamış ve ne kadar uzun sürmüşse o kadar belirgin olduğu görülmüştür.
Stres hormonları (adrenalin ve kortizol), olağanüstü bir olay bulunmadığı zamanlarda bile yüksek bulunmuştur. (Nöronal kayıplar, ilgili sistemlerin yüksek seviyedeki adrenalin ve kortizol yüzünden gereksiz uyarımına bağlı ileri dönemde hipertansiyon ve kalp hastalıklarının görülmüştür.)
İstismara uğrayan ya da ciddi olarak ihmal edilen çocuklarda duygusal, davranışsal, sosyal ve zihinsel olarak sorunlar ve yetersizlikler oluşur.
Çocuk hekim tarafından görülüp, istismar ya da ihmal tanısı konduğunda, genellikle oldukça gecikilmiş, çocukta kalıcı zararlar oluşmuş, ailede bu davranış kalıpları yerleşmiştir.
Ailelerle yakın çalışılıp, annebabaların çocuk yetiştirme ile ilgili problemlerinde desteklenmeleri olumsuz davranış kalıplarının yerleşmesini önleyebilir. Anne babanın ;
anksiyete bozukluğu, depresif bozukluğu, psikotik bozukluğu gibi ruhsal sorunlarını erken fark edip, tedavi edebilmek,
Anneye;
ihtiyaçları olan sosyal destekleri bulabilmeyi öğretebilmek çocuğun beyin gelişimi açısından koruyucudur...
Tedavi edilmemiş depresyonu olan veya Şizofrenik annebabaların; çocuklarının ihtiyaçlarına duyarsız kaldıkları, beyin gelişmesi için gerekli uyaranları sağlayamadıkları araştırmalarla saptanmıştır.
GELİŞİMİ DESTEKLEME PROGRAMLARININ TOPLUMA KAZANDIRACAKLARI
• İlköğretimde etkinliğin artması, okul mezuniyet derecelerinde iyileşme
• Sınıfta kalmalarda azalma (ekonomik kazanç)
• Genç suçluluğunda azalma (ekonomik kazanç)
• İnsan kaynaklarında iyileşme.
• Üretme potansiyelinde artma (ekonomik kazanç)
• Gelişmekte olan ülkelerde sosyal ve ekonomik eşitsizliklerde azalma.
İyi gelişememiş çocuk;
yoksulluğu, gelişememişliği, kendisi ebeveyn olduğunda, bir sonraki nesle geçirmektedir.
Bu kısır döngüyü kırmak için yoksullukla, geri kalmışlıkla mücadele çocuktan başlamalıdır.
Anneye yönelik destekler
• Annenin sağlık personeli ile açık, güvenli bir ilişki kurma imkanının sağlanması
• Annenin ruhsal, sosyal, bedensel olarak sağlıklı olmasının desteklenmesi
 Depresyon, anksiyete bozukluğu, şizofreni gibi çocuğu da etkileyebilecek ruhsal sorunların çözümü
 Diğer sağlık sorunlarında destekleme
 Sosyal destek sağlanması
• Çocukla ilgili ihtiyaç duyduğu bilgilerin verilmesi
 Çocuklarına yönelik olumlu tutumlarının kuvvetlendirilmesi
• Sorunlarında danışmanlık yapılması
• Çocuğa yönelik destek verilmesi
• Sağlık personeli tarafından Çocuğun büyüme ve gelişimini izlemek, sağlıklı gelişimi desteklemek
• Riskli durumlarda erken müdahale
• Beslenme yetersizliğini erken fark edip, önlem alınmasını desteklemek
• Çocuğa yönelik ihmal ve istismarı erken fark edip önlem alınmasını desteklemek
• Gelişimde gerilik varsa erken müdahale
ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNİN DESTEKLENMESİ İÇİN TOPLUM NE YAPABİLİR?
ANNEBABALARI EĞİTMEK;
Annebabalara çocuklarının temel bakımı için gerekli olan bilgiler verilmelidir.
Çocuklarının gelişimini destekleyecek davranışlar öğretilmelidir.
Annebabaların çocuğun ilk yaşından başlayarak onunla;
Konuşmaları
Kitap okumaları
Oyun oynamaları
Ona sevgilerini göstermeleri,
Çocuğun beyin gelişimini destekleyecek davranışlardır.
ÇOCUKLARIN İHMAL VE İSTİSMARA UĞRAMASINI ÖNLEMEK:
İstismara uğrayan ya da ciddi olarak ihmal edilen çocuklarda duygusal, davranışsal, sosyal ve zihinsel olarak sorunlar ve yetersizlikler oluşur.
Çocuk hekim tarafından görülüp, istismar ya da ihmal tanısı konduğunda, genellikle oldukça gecikilmiş, çocukta kalıcı zararlar oluşmuş, ailede bu davranış kalıpları yerleşmiştir.
Çocuğa yönelik kötü davranışların başlamadan önce önlenmesi için büyük gayret sarfedilmelidir.
Ailelerle yakın çalışılıp, annebabaların çocuk yetiştirme ile ilgili problemlerinde desteklenmeleri olumsuz davranış kalıplarının yerleşmesini önleyebilir.
İHTİYACI OLAN EBEVEYNLERE KALİTELİ PSİKİYATRİK TEDAVİ İMKANI SAĞLANMASI:
Tedavi edilmemiş depresyonu olan annebabaların çocuklarının ihtiyaçlarına duyarsız kaldıkları, beyin gelişmesi için gerekli uyaranları sağlayamadıkları araştırmalarla saptanmıştır.
Şizofreni gibi diğer ruhsal bozukluklar da annebabaların çocuklarıyla uygun şekilde ilişki kurmalarını, ihtiyaçlarını karşılamalarını dramatik bir şekilde engellemektedir.Bu hastalıkların uygun tedavisi annebabalara, uyumlu ve yetenekli çocuklar yetiştirebilmelerinde önemli destekler sağlamaktadır.
UYGUN BESLENME
Gebeliğin başından başlayarak, özellikle yaşamın ilk üç yılında beslenme yetersizlikleri, beyin gelişimini kalıcı biçimde etkilemektedir.
Sosyoekonomik nedenlerle beslenme yetersizliği yaşayan gebe ve çocuklara besin, vitamin ve mineral desteği sağlanması, bu çocuklarda beyin gelişmesinde oluşacak sorunları ve diğer sağlık sorunlarını engelleyebilir.
Gebelik ve erken çocukluk döneminde beslenmenin, çocuğun beyin gelişimi üzerindeki etkileri ve uygun beslenme konusunda annebabalar eğitilmelidir.
İyi gelişememiş çocuk, yoksulluğu, gelişememişliği kendisi ebeveyn olduğunda, bir sonraki nesle geçirmektedir.
Beslenme yetersizliği olan anne, düşük doğum ağırlıklı çocuklar doğurmaktadır. Zihinsel olarak iyi gelişememiş, temel bilgilere ulaşamayan ebeveynler, çocuklarını iyi besleyememekte, iyi yetiştirememekte, geliştirememektedirler. Çocuklarının öğrenme sürecini destekleyememektedirler.
İyi gelişememiş bu çocuklar da benzer şekilde yoksulluk, iyi gelişememişlik riskini bir sonraki nesle taşımaktadır.
Bu kısır döngüyü kırmak için yoksullukla, geri kalmışlıkla mücadele çocuktan başlamalıdır.

Dr.Meltem ÇAĞLAR
Ruh sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şube Müdürü
Eğitim Şube Müdürü
İlkyardım Eğitim Merkezi Müdürü
İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ / BOLU
 


 öğretmen

E-Mail 

29 Ocak 2009

Bolumuzun 3 Vekiline sesleniyorum.... ÖĞRETMENLERİ şiddetten korumak için sizlereden açık destek bekliyoruz.Hatta bir önerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım duyarsız kalmazsınız.Çünkü sandık yakında önümüzde olacak... ÖNERİM: NASIL EMNİYET VE ASKERLERİN DOKUNULMAZLIKLARI VARSA ÖĞRETMENLERİNDE AYNI STATÜYE SAHİP OLMASINI ÖNERİYORUZ.YANİ NE KOŞULDA OLURSA OLSUN ÖĞRETMENLERE KARŞI GİRİŞİLECEK HER TÜRLÜ FİLİ SUÇ SAYILMASI VE AĞIR CEZALARLA ÖĞRETMENLERE KARŞI YAPILACAKLARIN ÖNÜNE GEÇİLMESİNİ SAĞLAMANIZDIR.ÇÜNKÜ DUYDUĞUMUZ KADAR TEHDİT ALAN DARP EDİLEN ÖĞRETMENLERİN HER GEÇEN GÜN SAYISI ARTIYOR VE BAZI İDARECİLER BUNA CANAK TUTUYOR.ÖZEL MAKAM ODALARINDA ÖĞRETMENLERİ DEŞİFRE EDEREK DARP EDİLMELERİNİ SAĞLIYORLAR...  


 adaletplatformu

E-Mail 

18 Ocak 2009

GEREDE DE ERKENEKON BOMBASI!... Bu kadar yolsuzluk, usulsüzlük, cinayet, gasb, hırsızlık, çeteleşme iddiasına muhatap olan TSK'dan başka hangi kurum var Türkiye'de? Böyle bir şey hangi kurumda gerçekleşseydi, o kurum ne olurdu? Peki neden hâlâ yargı sessiz? Neden Meclis bu işleri soruşturmuyor?.. Ele geçen bombalar daha ne ki?...."Bu ortaya çıkan ne ki.. Yeraltındaki silah depoları, arşivler ele geçmedi daha. Daha Maraş, Sivas, Bolu/Gerede, Afyon, Balıkesir, Adana, Diyarbakır, Trabzon'daki, Kayseri'deki depolara ulaşılmadı. Askeri birliklerin içinde, ya da meskun bölgelerde, yeraltında özel mekanlar var, toplu mezarlar var" a.dilipak@vakit.com.tr 18 0cak 2008 http://www.habervaktim.com/yazar/10822/hokkabazlik.html www.istifayadavet.net Adaletplatformu'nun notu: ENGEREKON İP PKK CHP ve YARGI İLİŞKİ İDDİALARINA BAŞSAVCI YALÇINKAYA ve AYM, TBMM, NEDEN DAVA AÇMAYA CESARET EDEMİYOR... ERKEneKAN'dan sonra sıra encümani-daniş'emi gelecek.. CHP'ye ticaret ve yolsuzluk yapması serbestmi.. Kuran-Bakara191:"Zulm Darbecilik Kargaşa Adam Öldürmekten Beter" yaRAB Zalimleri Kahret.. ademgerede www.anayasakuran.com  


 Seyfullah

E-Mail 

09 Ocak 2009

Sitenizden bakarak 3 lü ganyan da tutturdum 30 misli basmıştım 2 haftalık yol param çıktı buda iyi.
Haber14'ün notu:Daha fazla kazanmanız dileği ile... Bol şanslar.  


 Mustafa Cop

E-Mail 

01 Ocak 2009

Sıkıntılarla dolu “bir” yıldan sonra, 2009’da “Cennet BOLU” da “Barış”,”Bereket”,”Birlik”,”Bütünlük”,”Bolluk” ( 5 B ) içinde “52 Hafta”, “365 Gün” , “8760 Saat”,”525600 Dakika”,”31536000 Saniye” yi “dolu”,”dolu” olarak yaşamanız dileğimle…MUTLU YILLAR…Saygılarımla…  


 crx

E-Mail 

30 Aralık 2008

Herkesin yeni yılını kutlar,sefilliğin,sömürünün,savaşın,açlığın olmadığı sağlıklı mutlu bir yıl dilerim...  


 Yahya Hatipoğlu

E-Mail 

28 Aralık 2008

Merhaba; Bolu Erkek Öğretmen Okulu-Lisesi-Eğitimi Mezunları. Okulumuz mezunlarına ait www.bolu-ogretmen.com adresini ziyaret ederek üye olunuz. Tüm mezunlarımızı bilgilendirerek üye olmalarını sağlayınız. Sağlıklı bir ömür dileğiyle, saygı ve sevgiler. Site Yönetimi  


 hiçkimse

E-Mail 

26 Aralık 2008

malum yine seçim. yine aynı şeyler. hırsızların yarışı. ben daha iyi çalarım yalanını en iyi yutturan seçilecek. bu millette bir beş sene daha sevilecek. yahu seçilmek için en az 250 milyar harcayan adamdan ne hayır gelir? bir kere o parayı nasıl kazandın diye sormak lazım. alnı terlese, emek verse harcar mı? sokağa atar mı? aday adaylarından ercoşkun daha dün tefecilere faiz öderken, borcundan evini satarken nasıl bu hale geld? 72 doğumlu avukat özcan bu parayı nerden buldu? batık patronlardan latif ağanın icracılığını yapan güz öyle. bayındırlıkçı adayın gelirini sormaya lüzum var mı? birde sol dan bağımsız aday çıkacakmış. onlarda da mı var acaba 250 milyar. varsa nereden gelmiş. ya bu memlekette hiç mi hırsız olmayan yok? söylesenize...  


 emin

E-Mail 

06 Aralık 2008

petrolün fiyatı düşüyor göstermelik benzinin ve motorini ki düşüyor ama LPG nedese düşürülmüyor hükümetle petrolcüler danışıklı dövüş yapıyor  


 korkut

E-Mail 

30 Kasım 2008

tjk nın türk halkına oynattığı yurtdışı yarışlarını tasvip etmiyorum ve kınıyorum.hiç bir galop ve derece bilgisi verilmeden tombaladan at çeker misali halkın parasını alanlar yatağında nasıl rahat uyuyorlar.ingiliz irlanda yarışları kaldırılsın...  


 Dr.MeltemÇAĞLAR

E-Mail 

26 Kasım 2008

Basın Bülteni
27.11.2008
Sağlıklı süt için “Hayata Karşı Hep Dimdik Durun”
Her 3 kadından ve 5 erkekten 1’inin osteoporoz riski ile karşı karşıya olduğu günümüzde T.C. Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi, Osteoporozdan Korunma ve Osteoporozlular Dayanışma Derneği, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği işbirliğinde ve Tetra Pak A.Ş. desteği ile osteoporoza karşı başlatılan kampanya şimdi de Bolu ilinde “Hayata Karşı Hep Dimdik Durun” diyor.”
“Osteoporozdan korunmak için... Sağlık için...
"Sağlıklı süt için" kampanyası çerçevesinde halk, osteoporoza karşı bilinçleniyor. Kampanya öncesinde sağlık ocağı ve hastane personelinin de konuya ilişkin olarak bilgilendirildiği kampanya Bolu dışında, Düzce ve Sakarya’da gerçekleştirilecek.
Türkiye’de sağlık alanında yapılan sosyal sorumluluk projelerini teşvik etmek ve başarılı çalışmaların örnek olmasını sağlamak amacıyla düzenlenen “Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülleri”nde 2008 yılında büyük ödülü alan kampanya, Tetra Pak A.Ş., T.C. Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Osteoporozdan Korunma ve Osteoporozlular Dayanışma Derneği işbirliği ile yürütülüyor.
Halk arasında kemik erimesi olarak da bilinen ve en sık görülen kemik hastalığı olan osteoporoza karşı başlatılan “Osteoporozdan korunmak için... Sağlık için... Sağlıklı süt için!” kampanyası, sağlık ocaklarında uzmanlar tarafından verilen halkı bilinçlendirme eğitimleri ile başladı. Osteoporoza karşı herkesi sağlıklı süt içerek “Hayata Karşı Hep Dimdik Dur”maya çağıran kampanya, Bolu ilinin yanı sıra, Düzce ve Sakarya illerinde de gerçekleştirilecek.
Kemiklerin güçlü ve sağlam kalması için ihtiyaç duyulan kalsiyumun ilerleyen yaşlarda büyük bir kısmının kaybolması anlamına gelen osteoporoz, genellikle ileri yaşlarda görülse de temeli çocukluk ve ergenlik dönemine dayanıyor. Ancak sağlıklı süt tüketimi, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ile önlenebilen bir hastalık olan osteoporoz, en çok menopoz dönemindeki kadınları etkiliyor. Çocuk ve gençlerde kemik kütlesini maksimuma çıkarma, yetişkinlerde kemik kütlesini koruma ve menopoz döneminde kemik kütlesindeki kaybı azaltmak için en önemli faktör ise SÜT.
T.C. Sağlık Bakanlığı ve Tetra Pak’ın eğitimi neler içeriyor?
Ekim ayı itibariyle Yozgat, Tokat, Erzurum, Malatya, Adana, Antalya, Muğla, Manisa, Eskişehir, Bolu, Düzce ve Sakarya’da başlayan eğitimlerle 2,5 milyon kişiye ulaşılması hedefleniyor. Eğitimlerin etkisi ise yaklaşık 20.000 kişiye uygulanacak anketlerle ölçülecek. Bu kapsamda sağlık ocaklarında osteoporoza karşı yapılması gereken sağlıklı ve dengeli beslenme, sağlıklı süt ve düzenli egzersiz konularında halkı bilinçlendiren uzmanlar aynı zamanda, eğitim katılımcılarına “1 dakikalık osteoporoz risk testi”ni de uyguluyor. Test, kampanyanın gerçekleştirildiği illerdeki sağlık ocaklarının yanı sıra İstanbul, İzmir ve Ankara’da Kipa, Carrefour ve Migros Marketleri’nde de uygulandı.
Osteoporozdan korunmak için ne yapılmalı?
Osteoporoz, ülkemizde yaklaşık 8 milyon kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz yönde etkileyen, ancak önlenebilen bir kemik hastalığı. Bu hastalığın tedavisi de devlet bütçesinde önemli bir yer teşkil ediyor. Kemik sağlığını korumanın ve osteoporozla savaşmanın en önemli yolu ise, hayatın her döneminde yeterli ve dengeli beslenmek, düzenli olarak egzersiz yapmak ve mutlaka sağlıklı süt içmekten geçiyor. Çünkü süt, kemik sağlığı için gerekli olan kalsiyumun en önemli kaynağı. Çocukluk döneminden itibaren süt içmeyi alışkanlık haline getirerek, günde 2 bardak süt içmek bu hastalığa yakalanma olasılığını azaltıyor. Yetişkin bireylerin her gün 2 su bardağı, çocuk, ergen dönemi gençler, gebe, emzikli ve menopoz sonrası kadınların ise 2-4 su bardağı süt içmeleri gerekiyor. Ancak bu sütün, sağlıklı koşullarda işlenerek, ambalajlanmış UHT süt; yani sağlıklı süt olması gerekiyor.
Sağlıklı süt, işlenmiş ve ambalajlanmış UHT süttür!
Çok sayıda ve önemli fonksiyonları olan besin öğelerini yapısında bulundurması nedeniyle sütün mikroorganizmaların üremesi açısından elverişli bir besi yeri olduğu da unutulmamalı. Başta brusella olmak üzere, tüberküloz, tifo, paratifo, şarbon ve hepatit A gibi hastalık etkenleri çiğ sütlerden kolaylıkla insana geçebiliyor ve çok ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Gelişmiş ülkelerde çok az görülen bu hastalıklar ülkemizde daha sık görülüyor. 2005 yılında sadece brusella vakası 14.639 gibi yüksek bir rakam. Bunun da en büyük nedenlerinden biri, sağlıksız süt ve süt ürünlerinin tüketimi. Bu noktada sütlerin mutlaka uygun şekilde ısıl işlemden geçirilmesi gerekiyor. Bu işlem yapılırken de sütte bulunan besin öğelerinin korunması çok önemli. Uzmanlar, bu noktada en sağlıklı sütlerin pastörize ve UHT yani uzun ömürlü sütler olduğu noktasının altını çiziyor.
Hedef, herkesi osteoporoza karşı korumak…
Bu kapsamda sağlık ocaklarında osteoporoza karşı yapılması gereken sağlıklı beslenme, sağlıklı süt içimi ve egzersiz konularında halkı bilinçlendiren uzmanlar aynı zamanda, eğitim katılımcılarına “1 dakikalık osteoporoz risk” testini de uyguluyor. Türk halkının yaşam ve beslenme yapısına göre dünyada ilk kez özel bir hale getirilen “1 dakikalık osteoporoz risk testi” Türkiye çapında bir araştırmayı da başlatmış oluyor. Türkiye çapında yürütülen bu proje, önlenebilir bir kemik hastalığı olan osteoporozun görülme sıklığı ve sağlık harcamalarının azaltılmasında da önemli bir kilometre taşı olacak.
Sağlıklı süt ile ilgili bazı çarpıcı veriler:
- Sağlıklı süt; Protein, Riboflavin, A Vitamini, B12, Kalsiyum, Fosfor, Potasyum ve Magnezyum gibi önemli temel besin öğelerini de içerir.
- Günde 1 litre sağlıklı sütün vücuda katkısını; 17 kg elma, 3 kg çavdar ekmeği veya 13,5 sığır eti yiyerek sağlayabilirsiniz.
- Türkiye süt tüketiminde kişi başı yıllık 24 litre ile dünya sıralarının gerisinde yer almaktadır. Bu tüketimin de sadece 10 litresi işlenmiş ve paketlenmiş sağlıklı süt, geri kalan 14 litresi ise açıkta satılan süttür. Bu miktar, birçok Avrupa ülkesinde 100 litrenin üzerindedir.
- Tüketilen bütün içecekler arasında sütün payı sadece yüzde 9’dur. Çay, su ve özellikle gazlı içeceklerden sonra süt 4. sırayı almaktadır.
- 50 yaşında bir kadının hayat boyu kalçasını kırma riski %17’dir. Kalçasını kıran kadınların 1/4’ü bir daha hiç ayağa kalkamayacaktır.
- Kalça kırığı için ilk müdahale, ilk dört ayda bakım masrafları dâhil yılda toplam 26.000 YTL’ye mal olmaktadır.
- Süt içinde bulunan enzimler kilo kontrolünü sağlayarak, özellikle diyet dönemlerinde sağlıklı kilo kaybı için etkili olur.
- Bir bardak sütte; %52 kalsiyum, %35 protein, %30 potasyum, %44 B2 vitamini, %98 B12 vitamini, %18 magnezyum, %55 fosfor, %12 çinko bulunmaktadır.
- Erken yaşlarda yüksek kemik yoğunluğu hayatın ilerleyen yıllarında, kemik sağlığını artırmaktadır.
- Teorik olarak, çocukluk çağında kemik yoğunluğunda %4,6’lık artış; ileri yaşlarda osteoporotik kırık riskini %50 azaltmaktadır.  


 muhiddinaksoy

E-Mail 

23 Kasım 2008

siteniz için teşekkür ederim selamlar  


0  1  2  3  4  5 
Önceki - Sonraki



 

   Son Gelişmeler:

 

Bolunun Sesi // Bolu Gündem // Köroğlu Gazetesi // Bolu Express // Bolu Detay // Bolunet // Bolu Olay // Bolu Gazetesi // Bizim Bolu // Yeniufuk //
 Bolu Şampiyon // Yarenler //
Bolusporluyuz
[TJK
] [1001kanal.com]    // [Fanatik] // [Apranti] // [Nalkapon]   // [SuperSpor] // [LiderForm]   // [Altılıbul]   // [Tahminler.com]   //   [Bilyoner]   // [Beygir.com]
// [Bank Asya 1. Lig]  //  [Bolu FM / [Radyo Yankı]   // [Süper Lig]   // [Köroğlu TV //
[Milli Piyango]  // [Ajansspor Canlı Sonuçlar] // [Radyo VIVA]// [Video İzle]

 



Bu site 05.03.2006 tarihinden beri hizmet vermektedir.  www.haber14.com Tüm Hakları Saklıdır
© 2008